
Selçuklu egemenliğindeki Anadolu coğrafyasında, milletler arası ticarete ve ulaşım teknolojisine bağlı olarak deniz ya da akarsu veya dağ silsileleri gibi coğrafi eşik ya da siyasal sınır noktalarında, genellikle kentsel yerleşmelerden uzak geniş kırsal alanlarda; hayvansal, tarımsal ürünler ve el sanatları ürünlerinin mübadele edildiği pazar ya da panayırlar kurulmaya başlanmıştır. Pazar ve panayırların, coğrafi konum avantajları, doğal kaynak varlığı, geniş kırsal art bölge ya da ulaşım olanaklarına dayalı olarak örgütlendiği söylenebilir. Bu nitelikleri ile başlangıçta mevsimlik/geçici yerleşmeler niteliğindeki pazar ve panayırlar, süreç içinde bölgeler arası ya da bölgesel ölçekteki ticaret potansiyellerine dayalı olarak, düğüm ve aktarma merkezlerine dönüşmüştür.
Selçuklu dönemine ilişkin vakâyî name, menâkıb name ve vakıf name gibi tarihsel kayıtlar irdelenirse; Selçuklu egemenliğindeki Anadolu coğrafyasında Yabanlu Panayırı, Ziyaret Pazarı, Yılgûn (Ilgın) Pazarı, Âzîne (Ezine) Pazarı, Alâmeddîn-i Bazârî, Alâmeddin Pazarı, Pınar Pazarı ve Koçhisar (Dunaysar) Pazarı gibi pazar ya da panayır yerleşmelerinin varlığını belirlemek mümkündür.

Dönemin siyasal bağımsızlık ve güç simgesi olmasının ötesinde, Selçuklular ekonomik mübadele aracı olarak da önem taşıyan gümüş ya da özellikle dokuma sanayiinde boya maddesi olarak kullanılan stratejik değere sahip şap gibi maden kaynaklarını, teknolojik olanaklar düzeyinde bölgeler arası ticaret taleplerinin karşılanmasına yönelik olarak işletmişlerdir. Bu tür ekonomiye sahip yerleşmeleri madencilik merkezleri olarak değerlendirmek mümkündür. Bu yerleşmeler arasında Gümüşhacıköy, Gümüş, Bayburt, Gümüşhâne, Eski Gümüşhâne, Gümüşsaray, Madenpazar, Sarız ve Sarıkavak yerleşmeleri sayılabilir.
Selçuklu döneminde özellikle Akdeniz ve Karadeniz kıyılarındaki liman kentlerinin ise askeri-stratejik işlevlerin yanısıra Anadolu’nun sahip olduğu doğal kaynakların hammaddelerin dış satım ya da dış alım merkezleri olarak işlevlendirildiğini söylemek mümkündür. Nitekim tarihi kayıtlar, Akdeniz kıyısındaki Antalya ve Alâîyye ile Karadeniz kıyısındaki Sinop limanlarının askeri-siyasal boyutta Kuzey ve Güney Sahil Eyaletleri merkezi olarak deniz aşırı fetihler için askeri deniz üssü işlevini üstlendiğine işaret etmektedir. Bu kentlerin, aynı zamanda, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudi tüccarların yerleşmesiyle bölgeler arası mübadele merkezleri ve Selçuklular tarafından inşa edilen dâr-us-sınâa (tersane) ve art bölgelerindeki zengin orman varlığına dayalı olarak orman ürünleri dış satımı ve askeri-ticaret amaçlı gemi üretim merkezleri olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Kaynak: Anadolu-Türk Kent Tarihine Katkı: Anadolu Selçuklu Kenti (XII. Yüzyılın Başından XIII. Yüzyılın Sonuna Dek) Koray ÖZCAN, Zekiye YENEN
Bir önceki yazımız olan Anadolu Selçuklu Kentlerinin Örgütlenmesi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.
Selçuklu Üretim-Dağıtım ve Aktarma Merkezleri - Yorumlar
Yapılan Yorumlar

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler
Tuğrul Bey 25 Ocak 2022
Büyük Selçuklu Sultanları 25 Ocak 2022
Selçuklu Hanedanı 25 Ocak 2022
Selçuk Sultanı Tuğrul’un Kadına Saygısı 31 Ocak 2020




İstanbul - Şile Oya-Ali Osman Keçici Sosyal Bilimler Lisesi Tarih dersi öğrencileri tarafından hazırlanmıştır. İçerik zenginleştirme: Batuhan Lütfü 55
Tarihizm - Tüm Hakları Saklıdır




