
Selçuklular, Orta Asya ve İran coğrafyasından Anadolu’ya yönelen göçebe – yarı göçebe ve yerleşik Türk gruplarından oluşan nüfus kitlesinin yanısıra Anadolu’nun yerli Hıristiyan halklarını da toprak – çiftlik, tarımsal araç – gereç gibi çeşitli vergi muafiyetleri ve teşvik ya da destek verilmesi yoluyla Anadolu’nun kırsal ve kentsel alanlarında yerleştirmişlerdir.
Tarihsel kayıtlar, Selçuklu sultanlarının tarımsal üretimin canlandırılmasına yönelik izledikleri iskân yerleştirme politikalarının içeriği ve önceliklerini göstermesi açısından oldukça aydınlatıcıdır: Selçuklu vakâyi-name kayıtları, Selçuklu sultanlarının, özellikle fethedilen ve yeniden iskân edilen kentsel ve kırsal yerleşmelerde, Türklerin yanısıra yerli Hıristiyan halkları da din ve etnik köken farkı gözetmesizin iskân ettiğini ortaya koymaktadır.
“…Bazı sanatlar,
bazı şehirlere mahsustur…”.
İBN HALDUN
Mukaddime II, 886
Anadolu Selçuklu kentlerinin işlevsel kimliklerini, Anadolu’nun coğrafi koşullarının biçimlendirdiği mekânsal altyapı üzerinde, Selçuklu ve Bizans askeri ve siyasal koşullarının ve bölgeler arası ticaret potansiyellerine dayanan ekonomik ilişkiler ağının belirlediği öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, Selçukluların Anadolu yerleşme sistemi ve ulaşım ağı içinde konum açısından yaşam verdikleri ya da canlandırdıkları kentlerin nitelikleri kapsamında askeri-stratejik, yönetimsel-siyasal ve ekonomik etkinlik merkezleri olarak farklı işlevlerde uzmanlaşma gösterdiği düşünülmektedir.

Bu işlevsel uzmanlaşma ya da işlevsel farklılıklara dayanan kentler arası kademelenmenin bileşenleri; Selçuklu savunma sisteminden yönetim mekanizmasına, üretim-dağıtım organizasyonlarından kültürel-dinsel örgütlenmelere ve ekonomik faaliyetlere dek çeşitlenmektedir. Anadolu Selçuklu kentlerinin, bu bileşenler kapsamında (konum temel ölçüt olmak üzere) farklı işlevlerde uzmanlaşma gösterdiği belirlenmiştir.
Selçuklu döneminde Anadolu topraklarının, Orta Asya ve İran Türk-İslam devlet geleneklerindeki ülüş sistemine benzer olarak hanedan üyeleri arasında alt yönetim merkezlerine ayrıldığı söylenebilir. Nitekim Selçuklu vakâyî-name metinleri irdelenirse, siyasal açıdan başkent Konya yönetimine tâbi olmakla birlikte özerk ya da muhtar bir yönetim sistemine sahip birtakım Selçuklu idari birim ya da meliklik merkezlerinin varlığı belirlenebilmektedir.
Bu tespitler, Selçuklu döneminde birtakım kentlerin yönetimsel merkez işlevi üstlendiğini ortaya koyması bakımından önemlidir. Bu merkezler arasında; Aksaray, Amasya, Ankara Elbistan, Ereğli, Kayseri Koyulhisar, Malatya, Niğde, Sivas, Tokat ve Uluborlu sayılabilir.
Kaynak: Anadolu-Türk Kent Tarihine Katkı: Anadolu Selçuklu Kenti (XII. Yüzyılın Başından XIII. Yüzyılın Sonuna Dek) Koray ÖZCAN, Zekiye YENEN
Bir önceki yazımız olan Selçuk Sultanı Tuğrul’un Kadına Saygısı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.
Anadolu Selçuklu Kentlerinin Örgütlenmesi - Yorumlar
Yapılan Yorumlar

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler
Tuğrul Bey 25 Ocak 2022
Büyük Selçuklu Sultanları 25 Ocak 2022
Selçuklu Hanedanı 25 Ocak 2022
Selçuk Sultanı Tuğrul’un Kadına Saygısı 31 Ocak 2020




İstanbul - Şile Oya-Ali Osman Keçici Sosyal Bilimler Lisesi Tarih dersi öğrencileri tarafından hazırlanmıştır. İçerik zenginleştirme: Batuhan Lütfü 55
Tarihizm - Tüm Hakları Saklıdır




