I. Dünya Savaşı : Çanakkale

Ana Sayfa » 1. Dünya Savaşı » I. Dünya Savaşı : Çanakkale
I. Dünya Savaşı : Çanakkale

Merkezî devletler yanında savaşa giren Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmak amacıyla İtilâf devletleri tarafından düzenlenmiş olan Çanakkale harekâtı, I. Dünya Savaşı’nın en önemli askerî faaliyetlerinden birini teşkil etmektedir. Osmanlı Devleti’nin Almanya yanında savaşa katılmasıyla zor durumda kalan İngiltere ve Fransa, Rusya ile doğrudan temasa geçip savaş güçlerini arttırmak, Osmanlı Devleti’nin Süveyş Kanalı ve Hint yolu üzerindeki baskısını kaldırmak, ayrıca Orta Avrupa’ya sızan Alman-Avusturya ordularını arkadan çevirmek için bu harekâtı gerekli görmüşlerdi. Boğazlar’a karşı girişilecek bir deniz harekâtı ile İstanbul’un ele geçirilip Osmanlılar’ın savaş dışı bırakılması fikri, özellikle İngiliz Bahriye nâzırı ve sonra başbakanı olan Winston Chuchill tarafından savunulmuştu. İtilâf devletleri bu harekâtla ayrıca henüz savaşa katılmamış olan Balkan devletlerini de kendi yanlarına çekmeyi hedefliyorlardı. İstanbul İşgal planı istanbul halkını derinden sarmış ve etkilemişti .

Strateji

Osmanlı savunması : Dış , orta ve merkez olmak üzere Osmanlı savunması üç tahkimata ayrılmıştı . Dış tahkimat , savunmanın en güçsüz olduğu kısımdı . Çünkü boğazın geniş ve denize açılan bölümünde kurulmuştu . Ayrıca bu tahkimatta bulunan topların menzilinin kısa olmasından dolayı düşman gemilere sadece yakından cevap verilebilecek , uzaktan atılan düşman toplarına karşı yapılabilecek tek şey sığınakta yakına gelmelerini beklemek olacaktı . Orta tahkimattaysa yerleştirilmiş olan gizli hareketli sahra topları çok etkiliydi . Farkedilmeyen , farkedilince yer değiştirme kabiliyetine sahip olan Sahra toplarını Küçük düşman gemileri etkisiz hale getirmek için kıyıya yaklaşmak zorunda kalacak , böylelikle kıyı tarafına yerleştirilen mayınlarla etkisiz hale getirileceklerdi . Diğer büyük düşman gemileriyse zaten yakına gelme gereksiniminde bulunmayacak , ve uzaktan hareketli sahra toplarını vurması güç durum haline gelecekti . Orta tahkimatın asıl görevi mayın arama gemilerini yok etmek ve merkez tahkimatın diğer düşman gemiler tarafından dövülmesini engellemekti . Eğer düşman merkez tahkimata ilerlerse zaten burası boğazın en dar yeriydi . Düşman gemilerini bertaraf etmek üzere tahkimatlarda menzilleri 16,9 km. olan 35,5 cm.lik 24, diğerleri daha küçük çaplarda olmak üzere toplam 137 top bulunmaktaydı. Orta ve dış tahkimatlarda yıpratma savunması , merkez tahkimatta ise asıl güçlü savunma yapılacaktı . Düşman olurda merkez tahkimatı da geçseydi , düşman donanmasını Türk donanması karşılayacaktı . Türk donanması küçüktü ama etkili toplara sahipti . Merkez tahkimatı geçen düşman gemileri dönüp Türk donanmasına ateş açana kadar sadece iki top kullanabilecekken , düşman donanması üzerine Türk donanması tarafından 30 top birden yağacaktı . Osmanlı harbiye nâzırı düzeyi tarafından kurulmuş olan üçlü savunma sistemiyle imparatorluk savaşa hazır durumdaydı .

İngiliz ve Fransız güçlerinin planıysa , son derece güçlü ve devasa donanmalarıyla dış , orta ve merkez tahkimatı ağır ve güçlü darbelerle eze eze geçerek İstanbul’a varmaktı.

Savaş

İmparatorluğun kalbi olan İstanbulun yolu tabiki Çanakkele boğazından geçiyordu . Bu yüzden 17. yüzyılda da Çanakkale boğazına tabyalar kurulmuş , yeni toplar eklenmiş ve boğazın gücü son derece arttırılmıştır. Hatta bu takviyelerle imparatorluğun en güçlü savunma sistemi bu bölgede kurulmuştu . Batı kaynaklarında “Gelibolu savaşları” adıyla da anılan Boğazlar’a yönelik bu harekâtın ilk deniz hücumu, 3 Kasım 1914’te iki İngiliz harp gemisinin Ertuğrul ve Seddülbahir, iki Fransız gemisinin de Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombardıman etmesiyle başladı. Henüz Osmanlı Devleti’ne resmen savaş ilân edilmeden yapılan bu saldırı, hem fiilen savaş ilân edildiğinin, hem de yapılacak askerî harekâtın hedefinin Boğazlar olacağının ilk habercisiydi. İtilâf devletleri (Fransa ve İngiltere) 5 Kasım 1914’te Osmanlı Devleti’ne savaş ilân ettiler. Osmanlı Devleti buna 11 Kasım’da çıkan bir irade ile cevap verdi. İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin ikinci hücumu, 19 Şubat 1915’te boğazın gerisindeki Türk tabyalarını uzaktan topçu ateşine tutmak suretiyle gerçekleşti. Hemen arkasından İngiliz-Fransız filosu daha çok savaş gemisiyle boğazın önüne gelerek tekrar saldırıya geçti, Ertuğrul ve Orhaniye tabyaları tahrip edildi. Ardından İtilâf kuvvetlerine mensup bazı savaş gemileri 26-27 Şubat günleri boğaza girerek merkez tabyalarını ateş altına aldılar; bu saldırıyı mart ayı başlarında tekrarladılarsa da bir sonuç alamadılar. Bu cephe açılmadan önce bir ay içinde Marmara’ya girmeyi planlayan, fakat başarısız taarruzlardan sinirleri bozulan İngiliz Amirali Carden, başkumandanlık yapamayacağını bildirdiğinden İngiltere’ye geri gönderilmişti. Girişilecek büyük taarruz öncesinde bu kumanda boşluğu İngiliz kuvvetlerini şaşırttıysa da onun yerine Londra’dan gelen emirle en kıdemli İngiliz kumandan Amiral J. M. de Robeck tayin edildi. Robeck de Carden gibi bütün gücüyle boğazı zorlayarak İstanbul’a ulaşma hazırlıklarına başladı. 17 Mart 1915’te Bozcaada’da, Akdeniz orduları başkumandanı General Hamilton’un da katıldığı bir toplantıda görüşülen deniz harekâtı planına göre, bir hafta önce mayınlardan temizlenmiş olan boğazın aşağı kesimlerinde bütün savaş gemileri kullanılarak boğaz zorlanacaktı. Fakat aynı günün akşamı, Türk donanmasına mensup Nusret mayın gemisinin Karanlık Liman bölgesini mayınlaması deniz harekâtının kaderini değiştirdi.

18 Mart 1915 sabahı boğaza giren ve tabyaları topa tutan İngiliz ve Fransız filoları, Çanakkale Boğazı’nın iki yakasındaki mevzilerden açılan yoğun ateş ve Karanlık Liman’a Cevad paşanın “kıyıya paralel mayın döşenmesi” emriyle yüzbaşı tophaneli Hakkı bey komutasında dökülen mayınların etkisiyle, mevcutlarının % 35’ini kaybedip çekilmek zorunda kaldılar .

Bu sırada 1909 yılında Osmanlı ordusu’na katılıp balkan Savaşı’nda çarpışan bir yiğit vardı . Seyit Onbaşı I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Çanakkale cephesi’nde topçu eri olarak göreve başladı. 18 Mart 1915’te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı’nı geçmek için saldırıya geçti. Bu sırada Seyit Onbaşı Rumeli Mecidiye Tabyası’nda görevliydi. Türk topçusunun yoğun karşı ateşi ve daha önceden Nusret mayın gemisinin döktüğü mayınlar, bu saldırıyı püskürttü. Yapılan atışlar sebebiyle tabyada bulunan topun mermi kaldıran vinci parçalandı ve alanda bulunan diğer askerler yaralandı. Bunun üzerine Seyit Ali 215 kilogram ağırlığındaki top mermilerini sırtlayarak top kundağına yerleştirdi.Seyit Ali, ilk iki atışta Ocean’a hafif bazı hasarlar verdiyse de, üçüncü atışında İngiliz zırhlısı Ocean’a ağır yara verdi. Atılan mermi geminin su kesiminin altına isabet ederek geminin yan yatmasına neden oldu. Gemi sürülemez bir durumda olduğundan Nusret mayın gemisi’nin döktüğü mayınlardan birine çarptı. Ocean’ da bu yaradan kısa bir süre sonra alabora olarak battı.Bu yüzden komutan ona onbaşılık unvanını verdi.

Çanakkale savaşından bir gün sonra Seyit Ali Onbaşı’dan top mermisi sırtında fotoğrafı çekilmesi istendi. Seyit Ali Onbaşı ne kadar zorlansa da top mermisini kaldıramadı. Sonra Seyit Ali Onbaşı “Yine savaş çıksın, yine kaldırırım” dedi. Bu olaylardan sonra fotoğrafı tahta bir mermiyle çekildi Manevralar sırasında mayınlara çarpan İtilâf donanmasının Bouvet, , Irrésistible savaş gemileriyle iki muhrip ve yedi mayın arama gemisi battı; Gaulois ve Inflexible da dahil olmak üzere yedi zırhlı görev yapamayacak duruma geldi. Bu başarılı savunmayı idare eden Çanakkale müstahkem mevki kumandanı Cevad Paşa “18 Mart kahramanı” unvanı ile anıldı.

kaynak :

Bahattin Delar, Çanakkale Seferi, İstanbul 1930.

C. F. Aspinall-Oglander, Çanakkale Muharebeleri, İngilizlerin Gelibolu Seferinin Resmi Tarihi (trc. M. Feyzi), İstanbul 1932.

Fahri Belen, Çanakkale Savaşı, İstanbul 1935.

Fevzi Kurdoğlu, Çanakkale, 18 Mart 1915, İstanbul 1935.

Kadri Perk, Çanakkale Savaşları Tarihi, İstanbul 1935.

, IV, 422-425.

Atatürk, Anafartalar Muharebesine Ait Hatıralar (haz. Uluğ İğdemir), İstanbul 1955.

Orhan Yıldıran, Çanakkale Muharebeleri, Ankara 1966.

Erol Ulubelen, Çanakkale Muharebesi, İstanbul 1967.

İhsan İlgar, Çanakkale 1915, İstanbul 1969.

Selahaddin Eryıldız, Çanakkale Muharebeleri, İstanbul 1969.

Frank Kninght, Çanakkale Savaşı, İstanbul 1971.

Alan Moorehead, Çanakkale Geçilmez (trc. Selman Güney), İstanbul 1972.

David Walder, Çanakkale Olayı (trc. M. Ali Kayabel), İstanbul 1979.

Türk Silahlı Kuvvetleri Tarihi, Çanakkale Savaşları (haz. Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı), Ankara 1980, V/3.

Besim Darkot, “Çanakkale”, , III, 347-351.

“World Wars”, , XXIII, 710-712.

I. Dünya Savaşı : Çanakkale - Yorumlar

YORUMLARINIZI PAYLAŞIN

 

Yapılan Yorumlar

BENZER İÇERİKLERİlginizi çekebilecek diğer içerikler

SOSYAL MEDYADA BİZSitemizin sosyal medya hesapları

ÖNE ÇIKAN KATEGORİLER

RASTGELE İÇERİKLER

Ömer Hayyam Biruni Selçuk Sultanı Tuğrul’un Kadına Saygısı Osmanlı’nın Son Direnişi: ÇANAKKALE SAVAŞI 1915 (18 Mart Deniz Zaferi) || 3D VERSİYON Atatürk’ün Maliye Politikası Selçuklu Hanedanı

FACEBOOK'TA BİZ

İstanbul - Şile Oya-Ali Osman Keçici Sosyal Bilimler Lisesi Tarih dersi öğrencileri tarafından hazırlanmıştır. İçerik zenginleştirme: Batuhan Lütfü 55

Tarihizm - Tüm Hakları Saklıdır